Internetin Ruhu Geriden Geliyor

internetin ruhuİlk Bilgisayar;

1987 yılında ilk bilgisayarıma kavuştuğumda beni en çok simülasyon oyunları cezbediyordu. Power at sea, Ace II, Ace of aces, sonrasında Amiga ile gelen F18 interceptor, F14 Falcon, Fighter Bomber, Wings, Battle of Britain, Gunship 2000, The Hunt for Red October, Das boot  ve niceleri…

İlk Bilgisayarcılar;

Bir zamanlar elektronik devre parçaları alarak geceleri FCL3 ‘de (demir III klorür) bekleterek  bakır levhalar üzerine inşa ettiğim FM vericiler ve vu-meterlar, Yazıcıoğlu İş Hanı’nın elektronikçiler çarşısından, bilgisayarcılar çarşısına dönmesi ile miyadını dolduruyor ve simülasyon oyunlarıyla başlayan bir bilgisayar sevdasına dönüşüyordu. Han’ın en eskilerinden Lütfi Birses’in yanında günlerim geçiyor, Uygar Bilgisayar Sinan ile yenilikleri inceliyor, Joy Bilgisayar Oğuz ile hem Amiga, hem PC gönünllüleri ile sohbetlerim ilerliyordu. Internet yoktu. Hayal ediyordum: “Öyle bir yer olsun ki insanlar bilgilerini orada paylaşsın, ihtiyacı olan o bilgiyi bulsun ve hatta simülasyon oyunlarını karşılıklı oynayalım” diyordum.

İlk Hardware;

Dönemin simülasyon kurdu, Saint Joseph’ten sınıf arkadaşım Bülent ile bir gün Erenköy’de babaannemin demlediği güzel çay eşliğinde basic ve assembler ile birşeyler yazıyorduk. Çay bardağı devrilerek Amigamın içerisine döküldü. Yapacak birşey yoktu. Bilgisayarı açtım. Kuruladım. İşte o an anladım ki aldığım bilgisayar aslında kullanılmıştı. İçerisinde soğuk lehimler vardı. 3,5 luk driver kürdanlarla tutturulmuştu. O zaman hardware ile tanıştım ve hala beraberiz. Artık desktop, notebook, server değil, iphone ları açınca da yorumlayabiliyorum.

İlk Network ve Internet;

Doksanların başıydı. Neredeyse her günümün beraber geçtiği değerli komşum Orkun ile (Tanzimo) 2 Amigayı birbirine bağlamaya karar verdik. Araştırdık, sorduk ve Null modem kablosu yaparak ilk network’ümüzü kurduk. Kablo mesafesi 1.5 metreyi geçmemeliydi, yoksa bağlantı kopuyordu. Artık simülasyonlar 4 kişi oynanıyordu, 2 pilot ve 2 co-pilot olarak. Yetmiyordu. Internet artık doğuyordu. 300 küsür dolara aldığımız 33.600 External USRobotics modem ile artık internetteydik. Hem de Amiga OS ile. Sonrası PC egemenliği. Lütfi Ağabey’den aldığımız ISA network kartları ve DOS’tan IRQ vererek evimizde kurduğumuz ilk BNC, sonrasındaki UTP network’ümüz. Quake partileri, Red Alert dönemleri. Sosyal Medya’ nın tarihini yazdığımız IRC ve ICQ günleri…

İlk Web Sayfası;

“Bir bilgisayar alacağım ne alayım Cengiz?”,“Bir web sayfası kaça çıkar abi?” gibi sorulara cevap olarak bilinçlendirmeye çalıştığım çevrem ve “Benim kafamda bir ilan sitesi fikri var. Projenin başında olur musun?” sorusu ile temellerini attığım, ismini aldığım ve “çok büyüyeceğiz” yazarak masamın arkasındaki duvara, büyüttüğüm sahibinden.com…

Bir anektod olarak seneler önce diş hekimi arkadaşım Sinan’dan dinlediğim hikaye şöyle:
Arkeolojik araştırma için, Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle yola çıkıyor. Tapınaklara giden yolda mola vermeden ilerliyorlar çünkü zaman onlar için önemli. Hızlı tempoyla biraz daha yol aldıktan sonra, yerliler kendi aralarında konuşup aniden durarak yere oturuyorlar ve beklemeye başlıyorlar. Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremiyor. Yerlilere ne olduğunu sorduklarında şu cevabı alıyorlar:
“O kadar hızlı gittik ki, ruhlarımız geride kaldı. Onların bize yetişmesini bekliyoruz”

Sene 2010. Ülkemizde şu an Interneti anlayamayanlar, yorumlayamayanlar ve yeterli altyapısı olmayanlar söz sahibi. En az 5 sene var gerçeklerin su yüzüne çıkmasına. En az 5 sene var o ruhun bana yetişmesine.

3 comments to Internetin Ruhu Geriden Geliyor

  • tanzimo

    birşeyi başlangıcından beri, senin de içinde olduğun bir etkileşimle, eklediklerinle öğrenmek ile, hazır olarak sonradan içine dahil olmakla arasındaki hissiyat farklılığıdır o ruh! öyle bir ruhtur ki, seninle birlikte ölmez, ürettiklerinde yaşar, yaşadıkça da ürettirir.

    En büyük sorun matrix dünyasının kantonlara ayrılmışcasına her ülkede farklı oluşumu. Ve ülkemizdeki oluşum, senin bahsettiğin vizyona hitap etmediği için, bizim gibi düşünenler; hep proje bazında kalmaya ya da en acısı projeleri çalınmaya mahkum kişiler olacaktır.

    Fakat değişen birşey olmayacak. Bütün tanklar sana ateş ederken senin namlun hep construction yard da olacak (generals zero) ve boşuna ölmemiş olacaksın.

  • Bilginin ve tecrübenin üzeri örtülemiyor. Bütünü anlayamayanlar, senin de dediğin gibi eninde sonunda yanılıyorlar. Bu noktada zaten ölmek, doğmak oluyor bir bakıma. “Beyaz Gandalf” gibi, Mozart gibi. Yorumlarına içtenlikle katılıyorum.

  • selcan

    Seviyorum seni insana değer veren canlı 🙂

Leave a Reply

 

 

 

You can use these HTML tags

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>