Kurumsal Hayat ve Omurgasız Canlılar

Tarihte para milattan önce 700 yılında ilk Lidyalılar tarafından kullanılır. Üzerinden geçen 2710 sene boyunca insanların sahip olmak istediği önemli unsurlardan birisi olur. İnsanın doğduğu anda ailesinin sahip olduğu para, çoğu zaman o kişinin şansı olur. Belki de kendi yaşıtlarına göre daha iyi beslenir, daha iyi okullarda okur, daha iyi eğitim alır ve daha az sıkıntı çeker.

Ancak ailesinin sahip olduğu para aynı zamanda şanssızlığı da doğurabilir. Aile çocuklarının dertlerini dinleyip, büyük bir hevesle anlattığı şeyleri algılayıp ona bir bireymiş gibi yaklaşmak yerine çoğunlukla kolay yolu seçip, kumandalı araba ve konuşan bebek gibi oyuncaklarla rüşvet verir. Böylece çocuğa para ile ilgili ilk yanlış mesaj ailesi tarafından verilir. Oysa ki bir çocuk yetiştirmek meşakkat gerektirir. Zaman ister. Defalarca bıkmadan karşına alıp anlatmak ister. Emek ister.

Okullar bitip ya da bitmeyip bir şekilde iş hayatına giren genç, eninde sonunda para için çalışıyor olur. Ne kadar adam olduğu çevresi tarafından ay sonunda eline geçen para ile oranlanır. Kız isterken ne kadar kazanıyor diye sorulur. Çok parası olanlara karşı daha saygılı yaklaşılırken daha az parası olanların fikirleri pek ciddiye alınmaz.

Tüketim toplumuna dönüştüğümüz 80’lerin başında “Benim memurum işini bilir”  göndermesi halkımız tarafından “Bir şekilde parayı kazan da nasıl kazanırsan kazan” olarak kabul görür. Bu malesef para ile ilgili verilen son yanlış mesajdır. İşte bu andan itibaren bazı değerler de ayaklar altına alınır.

Ülkemizde hemen hemen tüm şirketler aile şirketleridir ve kurumsal olduklarını iddia ederler. Kurumsal hayat, kurumsal kimlik, kurumsal kültür gibi yerli yersiz kullanılan ve iş hayatına atılan gençlerin önüne benimsenmesi bir zorunlulukmuşçasına konulan bu kavramlar, o bazı değerlerin ayaklar altına alındığının resmidir. Mesaj çok açıktır: Değerlerle işin olmasın, sen omurgasız ol!

Böylece su gibi berrak olmak, harbi gibi doğru olmak kavramlarının da soyunun tükenmesi gerektiği gerçeği kabul edilmiş olur. İş hayatı bir alışveriştir. Emek verilir ve karşılığı alınır. Olması gereken budur. Kurumsal hayatta ise ne kadar olmaması gereken şey varsa olabilir. Adına da “profesyonellik” denir.

“Bir yerlerden başlaman lazım” derken büyükler, aslında yavaş yavaş şekil değiştirmeye başla demektedirler. Bunu anlamak bazen seneler alır. Kabul edip etmemek ise kişiye kalır. Kısacası bir iş için uygun insan yoktur. O iş için uygun insan olmayı kabul edip etmemek vardır.

Varlığını sürdüren hayvanların yüzde 90’ından çoğu omurgasızdır. Boyutları, ancak mikroskop altında görülebilen tek hücreliler ile dev kalamarlar arasında değişir. Omurgadan ve kasların bağlandığı sert bir iç iskeletten yoksun olmalarına karşın birçoğu sağlam bir dış iskeletle korunmuştur.

At ile solucanı ayıran çizgi, soy ile soyluyu ayıran çizgi kadar incedir aslında. Omurgasızlar soyu olan canlılardır ve aşağı yukarı yerküre soğumaya başladığından beri vardır. Yani paradan da, Lidyalılar’dan da önce.

3 comments to Kurumsal Hayat ve Omurgasız Canlılar

  • merih acar

    “Para insanligin orospusudur.” (Shakespeare).
    “Evladim sermaye uzerine yazacagina sermaye sahibi ol.” (Karl Marx’in annesinin ogluna ogududur).
    “Para dedigin ipek kagit mor murekkeptir.” (Ekonomist Ilker Parasiz).
    “Paradan kurtulmanin yolu ona sahip olmaktir.” (Merih Acar).
    “Paranin Allah belasini versin.” (yine Merih Acar).
    “Tanrim beni paradan ve parasizliktan koru.” (Anonim).

  • Nil Ülengin

    çok beğendim…:-)

  • Figen Bozoğlu

    Para ile birlikte kaybolan toplumsal değerler, yeni nesili bekleyen muammalı gelecek!!
    Ve hayat devam ediyor…

Leave a Reply

 

 

 

You can use these HTML tags

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>