Rasyonel Olmak

“Akla ve bilimselliğe uygun olmak; sağduyuya aykırı olmamak”

Cebrail şayet “Yaratan Rabbinin adı ile oku” dediyse peygamberine, sen matbaayı Avrupa’dan 200 sene sonra kullanmaya başlayamazsın. Okuman için yazılı birşey olması lazım. Yoksa neyi okuyacaksın?

“Temizlik imandan gelir” dediyse ataların o efsane sözlerinde, şampuan, sabun, tuvalet kağıdı, traş köpüğü gibi temizlik maddelerinin KDV’sinin üzerine yatamazsın senelerce. Neymiş efendim ödediğim KDV’yi geri almak için sadece kıyafet, ilaç, kitap, yiyecek alacakmışsım. Sabun alıp ellerini yıkama ki KDV’den zarar etme yoksa sene sonunda geri alamazsın  paranı! Neyse ki “Asgari geçim indirimi” girdi bordrolara da bu yanlışlık kalktı ortadan.

“Sonuç mu süreci doğurur yoksa süreç mi sonucu?” diye sormak lazım işte bu anda.

Amerika’da bir üniversite kurulduğu zaman, bahçesine çim ekip öğrencilerin çoğunlukla geçtiği yerlere göre taşları koyarak yürüme yollarını yaparlar. Böylece akla ve mantığa aykırı olmaz. Kullanılan birşey olur kısaca. Oysa bizler bir üçgenin 2 kenarının toplamının her zaman hipotenüsten uzun olduğunu bilmezcesine, kulağımızı tersten göstertip, öğrencinin yürümeyeceği yerleri yürüme yolu yaparız. Onlar da kullanmazlar haliyle.

Bir internet projesinin, web sayfası yapmaktan ibaret olduğunu sanmamız da bu genel irrasyonel algımızdan kaynaklıdır. Amerika’da açsana bakalım tuvaleti olmayan bir restoran. Yapsana yolu olmayan bir olimpiyat stadı. Açsana bir hastanenin önüne 8 tane eczane. Bakalım açabiliyor musun?

Sanal Posları kart vizit dağıtır gibi dağıtıyor mu Amerika? Yoksa soruyor mu dersiniz:
Arkadaşım bu kurduğun satış sitesinin deposu şu şu standartlara uygun mu?
Örnek bir kolini göreyim bakayım nasıl hazırlıyorsun gönderilerini?
Kaç günde teslim ederim diyorsun müşterine şimdi sen kargoyu?
Fatura ve irsaliye örneğini de bir göreyim lütfen?

Kurup kurup, paraları saçıp saçıp, bileni bilmeyeni getirip getirip projelerin başına, tonlarca internet projesini mındar etmeye ne girişimcilerin ne de bu soruları sormayan irrasyonel zihniyetin hakkı vardı.

Ülkemizde motosiklet ehliyeti alırken, bir Vespa ile gidip ehliyeti alabilir ve ertesi gün bir Honda CBR 1000 RR kullanıp hemen ölebilirsiniz. Sonra teyzelerimiz, amcalarımız: “motosiklet tehlikeli” derler. Neden “internete kredi kartımı vermem güvenli değil” diyorlarsa ondan öyle derler işte. Bu şekilde konuşmalarını sağlayan unsur, süreç yönetiminin olmamasıdır işte. Olmayan süreçler, olmayan sonuçları doğurur. Yani sonuç alınamaz.
“Ben sonuca bakarım. Ders çalışıp çalışmadığına değil, öğrenip öğrenmediğine değil; kısacası üniversiteye girip girmediğine bakarım” demek, Cebrail’in ne demek istediğini anlayamamaktır işte.

Artık sonuçlarla değil , süreçlerle ilgilenen kafa yapısını istiyorum ben. Evet bir hayalim var!
İnternet projelerini hayata geçirmeden önce, süreçleri doğru belirleyen insanları görme hayalim var.
Sadece karlılığa bakmadan, başka şeyleri de görmesini bilen vizyonerleri bulma hayalim var.

10 comments to Rasyonel Olmak

  • süper yazı keyif alarak okudum.

  • Bir doktor olarak söylediğin; “Birşey ya sterildir ya değildir, yarı steril diye birşey yoktur” söylemin halen kulaklarımda.

  • Çok beğendim. Çok saolasın bizimle bu güzel düşüncelerini paylaştığın için. Benimle bir aynı yöne bakan ve aynı şeyleri hisseden değerli insanların hayatımın içinde bulunması ve artması hazinelerin en büyüğüdür… Sen de en başında gelen çoook değerli bir dostumsun. Orkunla tanışmamın ve birlikte olmamın en büyük mutluluklarından biri de budur. Çevresini güzel örmüş…:)

  • mert tüzüner

    iş hayatımdaki ciddi mücadelelerden birini yazmışsın:) güzel olmuş tebrikler…

  • Teşekkür ederim Mert. Asıl ben senin özellikle lojistik konusundaki “pırıl” anlayışını ve sektöre kattığın yenilikçi bakış açısını tebrik ederim.

  • Selman Gün

    Matbaayı Avrupa’dan 200 sene sonra getirmek mevzusu çok klişe olmadı mı sizce de? Talep var mıydı ki acaba, hani kitap yetiştiremiyorduk da matbaaya gavur icadı diyerek göğsümüzü siper mi ettik? Hee yok asıl mesele zaten kitap okumak gibi bir kültürün yüzyıllardır bu toprakların kültürüne sinememiş olması derseniz, amenna. O bambaşka bir inceleme alanı.

  • Selman, internet kültürümüz de yoktu hatta avrupa ve amerika’da T1 bağlantılar varken bizde ADSL’yi geçtim, dial-up bağlantı yoktu. Bugün genç nüfusumuzun da avantajıyla sosyal medya kullanımında lider toplumlardan birisiyiz. Keza televizyon izleme ve cep telefonu kullanmada da. Dünyadaki internet bankacılığı ve ilgili altyapılar konusunda herkesin önündeyiz. Bizim interneti 200 değil, 100 sene sonra kullanmamızı nasıl ki doğru karşılayamazsak, matbaayı da 200 sene sonra almamızı doğru karşılamamalıyız. Konu okumak değil zaten, konu yazmak. Hatalarını, tecrübelerini senden sonraki nesillere aktarabilmek. Okur/okumaz, bakar/bakmaz onu o bilir. Yeter ki sen yaz.

  • Selman

    İnternet veya cep telefonu kullanımının memlekette bu kadar çabuk yaygınlaşmış olması ile kitap okuma kültürünün yerleşememiş olması arasında bir bağ kuramadım. Kaldı ki matbaanın iki yüz yıl sonra gelmiş olmasını hoş da karşılamıyorum. Dediğim başka bir şey. İrdelenmesi gerekenin neden matbaaya ihtiyaç duymadığımız, neden o kadar az okuyoruz olduğumuz. Ki hala dünyanın en az okuyan milletlerinden biriyiz. Değişen çok da bir şey yok. Belki daha bile kötüye gidiyoruz diğer ülkelerle kıyaslandığında. Bilemiyorum. Ama matbaa iki yüz yıl geç geldi cümlesi klişe olmaktan bir öte bir anlam taşımıyor ne yazık ki. Mesele neden o kadar az ihtiyaç duyduk matbaa teknolojisine, neden o kadar az okuyorduk, neden hala çok az okuyoruz.

    Belki biraz daha iyi anlatabilmişmidir kastımı.

  • Dinde ilk kelime “OKU” olmasına rağmen, seri yazı yazılabilecek bir buluşu bilerek kullanmamışız. Nedeni derebeyliğinde saklı. Ortaçağ zamanı derebeyleri papazların da gücüyle, yani dini kullanarak aşiret sistemini devam ettirebilmişler. Ne zaman ki yazı ve araştırma ile yalan yanlış yönlendirmeler ortadan kalkmış, böylelikle de derebeyliği yıkılmış. Kilise de kendisini modernize etmiş. Yani okumamak müslümanlığa göre mantıklı değil, ancak dini kullanarak bildiğini okuyanlar için o dönemde mantıklıymış demek ki. Dininde okumank önemliyken, kültüründe okumak önemli değil. Değindiğim nokta burası.

  • Selman Gün

    Ortaçağın yozlaşmış Katolik Kilisesini içerisine koyduğunuz din kalıbına dahil değildir İslam. İslam modernize edilecek bir şey hiç değildir. Kendi değerler ve düşünceler dünyası, ahlak anlayışı, ilim anlayışı, hukuk anlayışı vardır. Ayrıca bilimi bu kadar kutsamanın da manası yok. İslam’ın ilim dediği ile Rönesans sonrası tam olarak dinin karşısına konumlanmış Batı’nın bilimini aynı kefeye koymadan düşünebilmemiz gerek. İslam’ın ilmi atom bombası icat edemez, banka da icat edemez, Facebook da. İslam’ın ilim dediği de akıl dediği de “seküler” değildir.

Leave a Reply

 

 

 

You can use these HTML tags

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>