Alışveriş Çılgınlığı

GucciThis is maddness. No this is New York!

Bilgi Üniversitesi’nin değerli hocalarından aldığım derslerdendi; bütünleşik pazarlama iletişimi, marka yönetimi, tüketici alışkanlıkları, pazarlama. Bir de ingilizceydi bunlar yani integrated marketing communications, brand management, consumer behaviour, marketing. Kuramlar, örnekler, hikayeler, hep markanın ve perakendenin doğduğu kıtadandı. Yani Amerika’dan. Bölümün adı bile ingilizceydi: MBA. Bu durumda gidip yerinde inceleme yapmam gerekiyordu. Uygulamayı görmek gerekiyordu. Atladık gittik Amerika’ya birkaç kafadar. Biraz daha ışık için. *Mehr Licht için…

Central Park, Özgürlük Anıtı, Times Square dolaşıyoruz her yeri. Alışveriş çılgınlığı almış başını gidiyor. İnsanlar mutlu. Doğru ya, alışveriş yapmak mutluluk hormonunu açığa çıkarıyor diye düşünüyorum işte o an. Üşenmiyoruz Woodburry’ye gidiyoruz. Devasa bir outlet. Vegas’takileri görünce “vaaaay be” demiştim ki burası onlardan da büyük.

Gece yarısı gidiyoruz oraya. New York trafiğini bilenleri bile şaşırtacak bir trafik var. Otobandan ancak 2 sapak sonra çıkabiliyoruz. Çıkışlar kapalı. Korkunç bir kalabalık var her yerde. Otomobilimizi devasa bir açık otoparka bıraktırıp bizi otobüslerle Woodburry’ye götürüyorlar. Organizayonu çok evvelden çok detaylıca planladıkları belli. Polis, karayolları, güvenlik görevlileri herkes seferber olmuş. Sistemde açık kapı bırakılmamış. Sonunda varıyoruz Woodburry’ye. Mağazalar açık. Gucci’nin önündeki sıra gece yarısından ertesi günün akşam üzerine kadar hiç bitmiyor. Burberry, Tommy Hilfiger’da millet yağmur altında sıra bekliyor. Armani’nin arka yani çıkış kapısında duran bodyguardlara 20 dolar vereyim girelim diyorum bizimkilere. “Yok artık!” diyerek gülüyorlar bana. O mağazalar bir şekilde stok sorunu yaşamıyor. Savaşları her zaman lojistik kazandırır diye düşünüyorum işte o an. Herkes herşeye rağmen gülüyor. Aéropostale’de 6 dolarlık bir iç çamaşırı için, satış temsilcisi kulaklıktan depoya sesleniyor: Şu şu artikelin, şu şu ebadından var mı? Üşenmek yok. Müşteriyi görmezden gelmek yok. Somurtmak yok. Yorgunluk yok. Müzik ise hep var.

DieselSarar Mağazası’nı görünce göğsüm kabararak içeriye giriyorum. Vegas’taki mağazada Türk bulamamıştım. Karizmadan yıkılan iki zenci ve güzel bir bayan Türkiye’den geldiğimizi duyunca ayrı bir sempati ile yaklaşmıştı bize. Ancak New York’ta buluyoruz hemşerimizi. Çay ikram edemiyor belki ama indirimlerin üzerine indirim yapıyor. Yapacak birşey yok Starbucks kültürü hakim. Bizimle biraz olsun memleket özlemini gideriyor. Sarılıp vedalaşıyoruz. Diesel’de birkaç kot bakalım derken “Made In Turkey” yazan t-shirt’ü görünce yine kabarıyor bağrımız.

Yolda görsem Victoria’s Secret modelidir diyeceğim bir kız Calvin Klein’da çalışıyor. “Bu bere mi daha güzel, yoksa bu bere mi?” diye soruyorum kafama takıp. “Sana hepsi yakışıyor” diyor. Herkeste pozitif enerji. Kim olduğunuzun, cebinizde kaç para olduğunun, ürün alıp almayacağınızın önemi yok. Muamele standart ve saygı üst düzey. “Aldılar! Sabaha kadar aldılar!” diyerek, bir Çanakkale Belgeseli’nde geçen ve Anzakların siper kazmasını “Kazdılar! Sabaha kadar kazdılar; kendi mezarlarını kazdılar” ifadesiyle anlatan sözü sürekli söTurkish_liraylüyoruz.

Ertesi gün sabah 10 oluyor. Gerçekten elimizden geldiğince, zamanımızın yettiğince tüm mağazalara giriyoruz. Hepsinden ayrı bir perakende desturu, hepsinden ayrı bir mağazacılık dersi alıyoruz. “Saat 10 oldu” diyen Sinan’a dönerek:  “Ne? Sabah 10 mu?” diyorum zaman mevhumundan bağımsız. Yaklaşık 15-16 saatlik alışveriş sonunda, bizi alışveriş arenasına neredeyse 10 km uzakta kalan aracımıza götüren şöförle sohbet ediyoruz. Ayrılırken kendisine Türk Lirası veriyoruz bahşiş olarak. Atatürk’ü anlatıyoruz. Defalarca teşekkür ediyor. O da hep gülümsüyor. Kravatı, tertemiz beyaz gömleği ve tüm sempatisi ile.

Yorgunuz ancak gördüklerimizden mutlu bir şekilde otelimize dönüyoruz ve şehir içi perakende turlarına başlıyoruz. Evet Evet aldık. Sabaha kadar aldık!

*Mehr Licht: Johann Wolfgang Von Goethe’nin ölmeden önceki son sözleri. “biraz daha ışık”

2 comments to Alışveriş Çılgınlığı

Leave a Reply

 

 

 

You can use these HTML tags

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>